Kültür, Gezi, Doğa Sporları, Macera ve birçok şey...
29 Kasım 2014 Cumartesi

Fareli Köyün Kavalcısı


Ülkenin birinde bir köy varmış. Halkı mutluluk içinde yaşarmış. Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dolmuş. Binlerce fare köyün sokaklarında, evlerde dolaşıyorlarmış. Yatak odasına gitseler, mutfağa girseler farelerden geçilmiyormuş. Ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacaklarını şaşırıp kalmış. Köy ahalisi neyaptıysa farelerden kurtulamamış. Böylece köyün adına fareli köy denmiş.

Bir gün fareli köye bir çalgıcı gelmiş. Köy ahalisine: “Eğer bana bir kese altın verirseniz, köyü farelerden temizlerim.” demiş. Bütün köy halkı bu habere sevinmişler. Aralarında hemen çalgıcının istediği bir kese altını toparlamışlar. Halkın tek istediği bu farelerden kurtulmakmış.

Çalgıcı isteğinin kabul edildiğini öğrenince başlamış kavalını çalmaya. Kavaldan öyle tatlı, öyle güzel sesler çıkıyormuş ki, fareler saklandıkları yerlerden akın akın çıkarak çalgıcının yanına geliyorlarmış. Kısa bir sürede çalgıcının etrafı binlerce fare ile dolmuş. Köydeki bütün farelerin çalgıcının etrafında toplandıgı sırada çalgıcı yürümeye başlamış. Köye gelirken gördüğü dereye doğru yürümüşler. Çalgıcı önde kavalını üflüyor, fareler peşinden geliyormuş. Çalgıcı dere kenarına gelince suyun içine yürümüş. Derede o kadar çok su varmış ama çalgıcı karşı kıyıya geçmiş. Farelerde peşinden gelmek isteyince dereye düşen fare suda boğulup ölmüş. Bütün fareler ölünceye kadar çalgıcı kavalını öttürmeye devam etmiş. Çalgıcı bütün farelerin öldüğünü görünce ödülü olan bir kese altını almak için hemen köye geri dönmüş.

Fareleri yok eden başarısından sevinç duyduğu için emin adımlarla yürüyormuş. Sonunda köye varınca: “Bir kese altınımı alırım. Bu altınlarla şehre gider, işimi kurarım. bende zengin insanlar arasına katılır ve rahat yaşamaya başlarım” diye düşünmüş. Bu düşüncelerle köye varan çalgıcı ödülünü istemiş. Köy halkı oyun bozanlık yapmış. “Nasıl olsa farelerden kurtulduk, bir kese altını vermesekde olur” diye düşünmüşler. Çalgıcıya çeşitli nedenler göstererek altınlarını vermemişler.

Çalgıcı kandırıldıgını anlayınca: “Ben size bir oyun oynayayım da görün” demiş. Başlamış kavalını çalmaya. Kavalın sesini duyan bütün çoçuklar çalgıcının yanına koşmuş. Çalgıcıda hem kavalını üflüyor, hemde yürümeye başlamış. Köyün bütün çocuklarıda kavalcının peşinden gitmişler. Köyde hiç çocuk kalmamış. Analar babalar kara kara düşünmeye başlamışlar.

Çalgıcının hakkı olan bir kese altını vermeliydik demişler.

Kavalcı kızgın kızgın, peşinde çocuklarla birlikte ormana varmış. Ormanda bir ağacın altında dinlenirken aklına tekrar köye gitmek altınlarını bir daha istemek gelmiş. O sırada telaşla yerinden kalkınca kavalını almayı unutmuş. Sihirli kavalı bulan bir çocuk, arkadaşlarının yanına gelmesi için başlamış çalmaya. Kavalın sesini duyan çocuklar hemen ormanda toplanmışlar. Hemen köye, annelerinin babalarının yanına dönmeyi düşünmüşler. Kavalı bulan çocuk köyün yolunu biliyormuş. Kavalı çalan çoçuk önde diğerleri arkasında köye geri dönmüşler. Anneleri, babaları çok sevinmişler. Şenlikler düzenlemişler. Kırk gün kırk gece bayram etmişler. Çalgıcının hakkını da vermişler. Hakkını alan çalgıcıda hayallerini gerçekleştirmek için köyden ayrılmış.

Masal Yazarı: Hans Christian ANDERSEN

Masalın Orjinal Adı: The Pied Piper of Hamelin


1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
Henüz oy verilmemiş.
Loading ... Loading ...


YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ...

Bu yazıya yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.


Login