Ekleyen: Cevriye URU

Kamplı Frig Bisiklet Turu


Bisiklet tutkumuz tarih tutkumuzla birleşerek bizi bambaşka bir hayata sürükledi. Farklı ilgilerimizi bir bütün içinde yaşama fırsatı bulduk. İlk başlarda spor yapmak için evimizin çevresinde bindiğimiz bisikletimiz, daha sonra İstanbul’un gizli kalmış güzelliklerini keşfetmenin bir aracı haline geldi. II. Mahmud Bendi, Mağlova Su Kemeri derken kabuğumuz dar geldi ve çatlamak istedik.

Bisikletimizle nereye olursa gideriz, çadırlarımızla nerede olursa kalırız, kendimizi özgür hissediyoruz…

Spor, doğa, tarih ve fotoğrafı birleştirmek, İstanbul’un sınırlarını aşmak ve Anadolu’nun kültür miraslarına ulaşmak hayali Haziran’da Kapadokya Bölgesi’ne yaptığımız turla gerçekleşti. Peri bacalarının ve yeraltı şehirlerinin zihinlerimizde bıraktığı görüntüler henüz taptaze iken kendimizi sonbaharda Frigya Vadisi’nde bulduk. Ülkemizin bir parçasını daha yakından tanıyarak Anadolu’nun medeniyetler beşiği olduğunu kendimize bir kez daha hatırlattık.

Bisikletimiz bizim zaman makinemiz, pedal basarak geçmişe gidebiliyoruz, şimdi 2700 yıl öncesindeyiz…

İstanbul’dan sabah 07:30’da bisikletleri ve diğer malzemeleri arabaya yükleyerek yola çıktık. Trafiğe yakalanmayacağımızı umuyorduk ama, yanılmışız. Bu kalabalık kentten sıyrılmak kolay olmadı. Eskişehir üzerinden doğruca Yazılıkaya Köyü’ne gidip ilk geceyi orada geçirecek, ertesi gün başka bir köyde çadır kuracaktık. Köye ulaştığımızda akşam olmak üzereydi. Arabayı park edip akşam güneşi altında kızarmaya başlayan Yazılıkaya Anıtı’na yürüyerek ulaştık. Arkamızdan köyün muhtarı, anıtların deneyimli rehberi, konuksever Veysel Bey hemen geldi ve burada geçireceğimiz üç günün programı belli oldu.

Frigler hakkında yayınlardan okuduğumuz birçok bilginin kaynağı önümüzde… Haspels’in yarım asırdan daha uzun zaman önce ilk araştırmaları başlattığı bu kent objektiflerimizin karşısında ve Halpes’le çalışan işçilerin torunlarından biri yanımızdaydı. Kısa bir sohbetten sonra, köyde bulunan restore edilmiş okulda kalma daveti aldık. Veysel Bey’in bu teklifini geri çevirmedik. Orta Anadolu’nun serin akşamlarında çadır yerine kanepeler üzerinde, uyku tulumlarımızın içinde daha konforlu uyuyacak, sabah kahvaltımızı Yazılıkaya’ya bakan okulun bahçesinde yapacaktık. Böylece planımızı değiştirerek iki gün burada kalmaya ve gezilerimizi bu merkezden yapmaya karar verdik.

Frigler Hakkında

Başkenti Polatlı yakınlarındaki Yassıhöyük (Gordion) olan Frigler MÖ. 750-675 yılları arasında Orta ve Güneydoğu Anadolu’ya hakim olmuşlardı. Batıda Eskişehir, Kütahya, Afyon yöresi, doğuda Kızılırmak Havzası, güneyde Toros Dağları’na kadar olan bölge Frigler’in denetim alanına girmişti. Başkent Gordion’u çevreleyen surlar, Megaron planlı evler, yönetim binaları, başkentin çevresinde Anadolu’nun piramitleri olarak adlandırılan, Frig soylularının gömüldüğü tümülüsler krallığın en önemli kalıntılarını oluşturmaktadır. Eskişehir’in güneyinde bulunan, Hititler’den sonra Frig’lerin dini merkezi olarak gelişen Yazılıkaya-Midas Kenti ve çevresinde ise Frig kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, su sarnıçları, karlıklar, kaya anıtları ve kabartmaları, sunak yerleri, Tanrıça Kybele için yapılmış kaya fasatları ve kaya mezarları olmak üzere birçok eser bulunmaktadır. Turumuzun konak merkezi olan Yazılıkaya Köyü ismini Frigler’in en ünlü anıtlarından biri olan “Yazılıkaya Anıtı”ndan almıştır.

Midas Kentin’de İlk Sabah

Veysel Bey ve eşi Asiye Hanım’ın misafirperverliği sayesinde rahat geçirdiğimiz bir uykunun ardından güne sıcak çayımızla ve kahvaltımızla başladık. Tepede bütün ihtişamıyla duran Midas Anıtı’na bakarak yaptığımız kahvaltıdan sonra bisikletlerimize binip önce Areyastin Anıtı’na, ardından Sütunlu Mezar’a gittik. İkisi de muhteşem ve etkileyici durmaktaydı. Binlerce yıl önce inşa edilmiş bu abide mezarın içinde biraz vakit geçirmek ve sütunların arasından doğaya bakarak Frigler’i anmak keyifliydi…

Sütunlu Mezar’dan sonra bir süre meşe ormanlarının içindeki patika yollarda bisiklet sürdük. Buğday tarlalarının yeniden sürülmeyi bekleyen engebeli zeminlerinde bir süre ilerledik. Yazılıkaya’ya döndüğümüzde öğlen olmak üzereydi. Midas kentinin Stadelini, Kybele açık hava sunağını, kabartmaları ve Bitmemiş Anıt’ı gezdik.

Doğayla, bisikletle ve fotoğrafla geçirdiğimiz bu güzel öğle öncesinin ardından iyi bir yemeği hak ettiğimizi düşünerek etrafta karnımızı doyurabileceğimiz bir yer aradık. Varlığını öğrendiğimiz bakkala ulaşmak için bisikletlerimizle yaklaşık 10 km uzaklıktaki Yapıldak Köyü’ne hareket ettik. Eğimli asfalt yolda hiç durmadan saatte 40 km’ye çıkabildiğimiz bu sürüşün verdiği hazzı ve tadı hiçbir yerde alamadığımızı burada itiraf edelim. Hayatımızın 15 dakika süren bu anında ve o dakikalarda sadece bize ait olan köy yolunda rüzgar gibiydik. Köy’e ulaştığımızda gördüğümüz ilk bakkalın önünde durduk. Bu bakkalda meyve suyu, bisküvi ve çikolatalı gofret dışında yiyecek bir şey bulamadık. “Başka bakkal var mı acaba?” diye kendi kendimize sorarken Süleyman Amca’nın, “başka bakkal da var ama, buralarda öyle peynir meynir satan yer bulamazsınız” cevabı karşısında kaderimize razı olduk. Bakkalın önündeki kanepede karnımızı doyururken aynı zamanda Süleyman Amca’nın ticari faaliyetlerinin tümünü oluşturan bakkal esnaflığı geçmişini de dinledik. Bu arada, “peynir meynir bulamazsınız” sözünü, akşam Yazılıkaya’ya dönüşte fark ettiğimiz bir diğer bakkalda zeytininden peynirine dardanel tonundan hazır çorbasına kadar gördüğümüz ürün çeşitliliği sebebiyle asla unutmayacağız.

Yapıldak Köyü Kurtuluş savaşında köy halkı direniş gösterdiği için Yunanlılar tarafından yakılmış ve bu olay köylülerin hafızasında derin bir iz bırakmıştır. Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Yapıldak ve çevre köylerde genç nüfus yok denecek kadar az. Evlerden birçoğu boş ve yıkılmaya yüz tutmuş. Meyve bahçeleri sahipsiz, tarlalar ekilememekte.

Köyden ayrılmadan önce Yapıldak Asar Kale’ye çıktık. Frigler’e ait olan Asar Kale üzerindeki kayalara oyulmuş mezar odalarına girerek yüzyıllar öncesine tekrar şahitlik ettik.

Yazılıkaya Köyü’ne dönüş, yokuş çıkmamıza rağmen sandığımızdan daha kısa sürdü. Yolda doğa resimleri çekmek için bir süre oyalandık. Bir elma bahçesine girerek daldaki elmaların tadına da baktık. Akşam Yazılıkaya Anıtı’na bakan masamızda yemek yedik ve çay içtik. Yemekte köyün geleneksel patatesli böreği vardı.

Midas Kenti’nden Ayrılış

Üçüncü günümüzde Frig ve Selçuklu eserlerinin birlikte bulunduğu Kümbet Köyü’ne gitmek üzere yola çıktık. Yapıldak’tan tekrar geçerken fotoğraf çekmek için mola verdik. Köyde rastladığımız tatlı kızlar Ayşenur, Çiğdem ve Kevser köyün dar sokakları ve eski evlerini gezdirdikten sonra bizi çay içmek üzere evlerine davet ettiler. İkram edilen çaylar, sıcak ve etkileyici bir misafirperverlik bir saat kadar orada kalmamıza neden oldu. İlk kez karşılaştığımız bu insanlar bizi uğurlarken yanımıza yeni mahsul patateslerinden birer torba verdiler. Kendimizi bir akrabadan ayrılıyormuş gibi hissettik.

Kümbet Köyü’ndeki Aslanlı mezar, Selçuklu ( Himmet Baba) Türbesi ve Osmanlı mezarlığında resim çekmek epey vaktimizi aldı. Yüksek bir tepede bulunan mezarlığı dolaşırken atların çektiği pullukla tarlasını süren bir köylüyü görünce planlarımızı değiştirip oraya yöneldik. Adının Nedim olduğunu öğrendiğimiz çiftçi kısa bir tanışmadan sonra bizi çaya ve yemeğe davet etti. Tarlasının kıyısında yaktığı ateşte isli demliklerde hazırladığı çayın yanında peynir, helva ve zeytini vardı yemek için. Biz de köy bakkalından domates ve üzüm alarak Nedim Amca’ya eşlik ettik. Yemekten sonra birkaç saat değişik açılardan atların pullukla tarladaki hareketlerini belgelemeye çalıştık. Bisiklet turunun en heyecanlı bölümlerinden biriydi. Hem Frigler’i hem de Anadolu insanını böylesine tanımak eşsizdi.

Yazılıkaya Köyü’nden Veysel Bey ve eşi Asiye Hanım’ın ikramlarını; Yapıldak Köyü’nden Bakkal Süleyman Amca’yı ve sohbetini; Yine Yapıldak Köyü’nden, kapısının önünden geçerken bize meyve ikram eden teyzeyi; İstanbul’a döndüğümüzde patateslerini büyük bir lezzetle yediğimiz Sami Bey ve ailesini; Kümbet Köyü’nün girişinde sadece elmalarını değil tüm elma bahçesini bize sunan yaşlı teyzemizi; Yine Kümbet Köyü’nden Nedim Amca’yı ve 75 yaşında olmasına rağmen dinçliğini ve çalışkanlığını; Koyunlarını otlatırken rastladığımız Mevlüt Amca’yı ve samimiyetini hep hatırlayacağız.

İstanbul’a dönüş yolunda gerçekleştirdiğimiz turun ayrıntılarını, çektiğimiz resimleri ve yaşadıklarımızı konuştuk. Yine bir hayali gerçekleştirdik ve yeni hayallere daldık. Yeni bir tur için fikir üretirken Sarıkeçili Yörüklerinin bahar göçüne bisikletle katılma fikri hepimizi çarptı. Toroslar’da kalan son göçerleri izlemek, onlarla birlikte göçmek ve konaklamak şimdiden hayallerimizi süslemeye başladı.

Frig Gezimizden Fotoğraflar


1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
Oy veren kişi sayısı: 2
Aldığı oyların ortalaması: 5,00
Aldığı en yüksek oy: 5
Loading ... Loading ...

“Kamplı Frig Bisiklet Turu” YAZISI İÇİN BİR YORUM YAPILMIŞ.

  1. Ellerinize sağlık, özellikle resimlere bayıldım. Bu bölgeye bir kez daha gitmeliyiz bisikletle. Manevi bağımız oluşmuş, dostlarımız, tanıdıklarımız olmuş bölgede.


YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ...

  1. (gerekli)
  2. (geçerli bir e-posta adresi gerekli)
  3. (gerekli)
  4. Gönder
 

gezgin iletişim formu