Kartepe Bisiklet Turu (28.02.2010)
Yazının detaylı bilgileri için tıklayın.
Kartepe’nin zirvesine bisikletlerimizle tırmanmak için Kemalettin Hocam’la sabah 7′de yollardayız…
İstanbul, yaramaz bir çocuk gibi… Yaptığı yaramazlıklardan yorgun düşmüş ve uyuya kalmış… Sessiz ve sakin İstanbul… Bir gün önceki trafik çilesinden, koşuşturan insanlardan eser yok.
Hava oldukça nemli ve kapalı. Kocaeli’nin Maşukiye İlçesi’ne doğru yol alıyoruz. Arabayı Maşukiye’de bırakıp, ilçe merkezine 18 km. uzaklıkta ve 1640 m. yükseklikte bulunan Kartepe’nin zirvesine tırmanacağız.

Maşukiye’ye girmeden hemen önce yol üstü restoranlarından birinde durup çorba içiyoruz. Kartepe’ye bisikletle çıkacağımızı öğrenenler gülüyor. Bizde gülüyoruz, daha önce de yapmak istediğimiz ve yaptığımız geziler için insanlar gülmüş ve “bisikletle mi?” diye sormuşlardı.
Maşukiye’ye girdik, arabayı bir bakkala emanet ettik. Fazla vakit kaybetmeden, saat 11′de yola koyulduk.
Hep yokuş tırmanacağız.
Yol kenarlarında ahşap ve tuğla ile yapılmış oldukça sıcak restoranlar var, yolumuzu yarılayınca birinde durup çay içip tekrar yola koyulduk.
Tırmandıkça soğuk ve sis arttı. Sisli havada görüş mesafemiz 7-8 m.ye kadar düştü. Sis o kadar yoğun ki oldukça ıslandık.
Çevremiz çok güzel, ağaçlar sislerin arasında siyah gölgeler halinde. Islak toprağın ve ormanın kendine has o kokusunu duymak huzur verici.
Kartepe’nin zirvesine öğleden sonra 3′te ulaştık.
Bolu’daki bir liseden kalabalık bir grup gelmiş Kartepe’yi gezmeye. Karnımız aç, sucuk kokusu bizi çağırıyor, ama çok fazla sıra var. Beklemek zor geliyor. Zirvede bulunan tek restorana giriyoruz. İçerisi sıcak, ortada bir odun sobası yanıyor. Erzurum’a has yemeklerden olan Çağ Kebabı’nı görüyoruz ve sipariş verip bir masaya oturuyoruz.
Yemekten sonra sobanın kenarına çekiliyoruz. 5-6 kişi daha geliyor soba kenarına, biraz sohbet ettik.
Kalkma vakti… Hazırlanıp tekrar yola koyulduk.
4 saat süren tırmanışı, 20 dakikada indik.
Bisikletlerimizi ve kendimizi arabaya atıp, İstanbul’a doğru huzur dolu olarak evlerimizin yolunu tuttuk.

Çin Mitolojisi
Hint Mitolojisi
Belgrad Ormanı Bisiklet Turu (Temmuz 2010)
Kibritçi Kız
Kassandra


koray yazın geziyi özetliyor ancak dik yokuşta, yağmur altında ve sisler arasında zirveye ulaşıncaya kadar biraz zorlandığımızı, bayağı bir yorulduğumuzu, en azından benim bize buranın bisiklet için zor olduğunu ima edenlere hak verdiğimi de eklemek gerek. Daha zor yolculukları sabırsızlıkla beklediğimi de….
Hocam siz hepsini yorumunuzda yazdınız zaten.
Yaşınıza, başınıza,işinize,gücünüze,sağınıza solunuza bakmadan her hafta bir yererel gitmeye çalışıyorsunuz. Ne kadar özenilecek bir yaşam stili. Doğa ve insan. İnsanın çıktığı toprağa duyduğu özlemden mi bu tutku acaba? Tebrik ediyorum azminizi. Ayaklarınıza kuvvet.Basın pedallara !..
Furkan bey, öncelikle yorumunuza teşekkürler.
Özellikle sanayi devriminden sonra insan doğanın kendisi için yaratılmış olduğu gibi bir yanılgıya düşmüş olsada, sanırım biz bütünün sadece bir parçası olduğumuzun farkına varanlardanız.
Umarım birgün sizinlede pedal basarız.