Ekleyen: M. Koray URU

Otto Ammon


Antropometrik okulun ikinci kurucusu ünlü Alman antropoloğu Otto Ammon’dur. Yapıtlarının yayılması, De Lapouge’unki­lerle hemen hemen aynı zamana düşer. Önceleri birbirlerinden ayrı olarak çalışmışlardır. Ama sonraları birbirlerini öğrenince kuramlarını yay­mak için işbirliği etmişlerdir. Ammon bilim incelemelerine 1886′da (Ba­de) büyük dukalığına bağlı acemi erlerin kafataslarını ölçmekle başla­mıştır. Bu yazı 1890′da yayınlanmıştır.

Ammon’un «Bade dukalığına bağlı Heidelberg, Karlsruhe, Mannheim vb. gibi kentlerin acemi erleri üzerinde yaptığı incelemeler kentli erler­deki dolikosefal oranının köylü erlerdeki dolikosefal oranından daha üs­tün olduğunu, brakisefal oranın ise köylülerde çok yüksek, kentlilerde çok düşük olduğunu göstermiştir. Ammon incelemelerine başlarken sonucun böyle çıkacağını ummuyordu. Böyle bir sonuç ile karşılaşınca bu kez kentlerde dolikosefal oranının çok olmasında acaba doğrudan doğruya kent çevresinin mi, yoksa kent halkının özel bir ayıklamasının (se­lection) mı etkisi vardır? sorusunu araştırmaya başladı. Bu amaçla Karlsruhe ile Fribourg’daki Gymnase öğrencilerinin, acemi erlerin toplumsal durumlarını, kentli veya köylü olup olmadıklarını dikkate alarak kafataslarını ölçmeye başladı. Sonunda dolikosefallerin yüzde oranının kentlilerde köylülerden; köyden göç edenlerde köyde kalanlardan; yüksek sınıflarda aşağı sınıflardan daha üstün olduğunu gördü. Böylece Ammon bu olguları kent çevresinin etkisiyle anlatmanın olanaklı olamayacağı, ayıklamayı (selection) kabul etmekten başka herhangi bir çarenin bu­lunamayacağı sonucuna vardı. Başka bir deyimle Ammon’a göre köyden kente göç edenler arasında çokluğu dolikosefal1er meydana getirirler. Yani dolikosefaller brakisefallerden daha çok göç ederler. İşte kentliler arasında dolikosefal oranının yüksekliğini köylerden göç eden dolikose­fallerin çokluğunda aramalıdır. Bundan başka kentlerde brakisefallerin dolikosefallerden daha çabuk ölmeleri ve dolikosefallerin kentlerde daha büyük bir başarı göstererek yüksek mevkilere ulaşmaları kentlerde doli­kosefallerin artmalarını kolaylaştırır. İşte Ammon kafataslarının ölçüsü­ne dayanarak ayıklama varsayımının doğruluğunu anlatmaya çalışır. Böy­lece temelde De Lapouge ve George Hansen’le birleşir.

Gerçekten George Hansen 1889′da «Die Drei Bevölkerungsstufen» adlı yapıtında, köylerden kentlere sürekli bir göç olmasaydı kentlerin nüfus­larını korumaları imkânsız olurdu. Birkaç kuşak içinde kentler yok olurlardı, der. Gerçekten Hansen’e göre kentler durmadan köy halkının en iyilerini kendilerine çekmektedirler. Kente gelen köylüler çoğu zaman orta kata (tabaka) girerler, bir kısmı üst kata yükselir ama bunlar kısa zamanda kısırlaşarak ya yok olurlar ya da proletarya katına düşerler.

Hansen’e göre başlıca iki toplumsal sınıf vardır. Bunlardan biri köylü­lerin çiftçi sınıfı biri de kentlerin proletarya sınıfıdır. Kentlerin orta ve yüksek sınıfları, köylerden göç eden çiftçi sınıfın proletarya sınıfına geç­mesini sağlayan geçici evrelerini temsil eder. Böylece köylerin en de­ğerli öğelerini çeken kentler, bağlı bulundukları toplumları çözülmeye sürüklerler.

İşte Ammon, kafataslarının ölçüsüne dayanan gözlemlerinin (obser­vation) açıklamasını yaparken Hansen ve De Lapouge’un bu kuramarın­dan esinlenir (ilham). Böylece temel noktalarda De Lapouge ile bir­leşerek bu okulun en ünlü kişilerinden biri olmuştur. Yalnız De Lapouge ile Ammon temelde birleşmiş olmakla beraber ayrıntılarla (teferruat) il­gili birçok noktalarda birbirlerinden ayrılırlar. Şunu hemen söyleyelim ki Ammon, De Lapouge’a göre çok daha tedbirlidir. Örneğin Ammon, De Lapouge gibi dolikosefallerin kentlerdeki, yüksek sınıflardaki yüksek ora­nını kabul eder. Ama renk konusunda De Lapouge’dan ayrılır. Dolikose­fallerin kentte başarı göstermeleri için kumral olmaları gerekli değildir. Köyden kente göç edenlerin de ille kumral olmaları gerekmez. Gene örneğin Ammon Hansen’in «köylerden kentlere göç olmasaydı, kentler bir kuşakta yok olurdu» fikrinin yanlışlığını, bu sürenin pek o kadar kısa olamayacağını istatistiklerle göstermiştir. Sonra köyden kente gelenler Hansen’in sandığı gibi orta sınıflara girmez, belki köyden göç edenlerin dörtte üçü veya beşte dördü doğrudan doğruya proletarya sınıfına girer: ancak sonraki kuşaklarda derece derece üst katlara yükseldikçe kısır­laşmaya başlarlar. Ayrıca Ammon bugünkü kentlerde brakisefallerin do­likosefallerden daha çabuk söndüklerini göstermeye çalışır.

Ammon genel sosyolojik kuramını, 1895′te yayınladığı «Toplumsal Düzen ve Onun Doğal Temelleri» adlı kitabında ortaya koymuştur. Yarı kuramsal (teorik), yarı propaganda özelliğini taşıyan bu kitabında Am­mon şunları söylemektedir: Sosyolojik kuramların başlıca kusuru top­lumsal sorunları sadece ekonomi yönünden ele almalarıdır. İnsan birçok nitelikleri bulunan bir örgenliktir (organizma). İnsan toplumları da bi­yoloji olaylarının niteliğini taşır. Onun için toplumsal olayların anlatılmasında biyolojik temelleri ele almak zorunlu görünmektedir. Biyoloji­nin temelleri Darwin’in soyaçekim (heredite) doğal ayıklama (selection naturelle) hayat kavgası vb. gibi ilkelerine dayanır. İşte bu ilkeler top­lumsal olayların anlatılmasında da kullanılmalıdır.

Bundan sonra Ammon insanların beden, zihin ve tinsel (manevi)ba­kımından eşit olmadıklarını, bu eşitsizliğin de hep soyaçekimden ileri gel­diğini göstermeye çalışır. Kendisine göre, deha ve yetenek (istidat)- her şeyden önce soyaçekimin ürünüdür. Her toplum hayat kavgasında başar­mak için dahilere ihtiyaç gösterir. Bu cins insanlar çok seyrek olduğu için, bunların yetişmelerini kolaylaştırmak toplumun çıkarı gereğidir. Hayat kavgasında başarılı olmak için toplumlar o tipte olmalıdırlar ki o top­luma bağlı bireyler yeteneklerine (istidat) uygun yerleri tutmak imkânı­nı bulabilsinler. Bu bakımdan toplumsal düzen v,e toplumsal kurumlar bu olanakları son derecede iyi gerçekleştiren mekanizmalardır. Madem­ki insanların yaradılışlarında eşitlik yoktur, toplumsal hayatta eşitliğin bulunmamasından daha doğal bir şey olabilir mi? Mademki toplumların yaşaması için dehalara ihtiyaç vardır, toplumların bu tür insanların yetişmelerini kolaylaştıran kurumlar meydana getirmelerinden daha akıl­lıca bir şey olabilir mi? Örneğin toplumlarda yüksek ve aşağı sınıflar diye birtakım toplumsal katların meydana gelmesi, sınıflar arasında ev­lenmelerin yasak edilmesi bu ereğin gerçekleşmesine -yani dahilerin yetişmesine- büyük ölçüde yardım eder. Gene örneğin toplumsal düzenin yetkin olması herhangi bir toplumda bireylerin yeteneklerine (istidat) en uygun işleri tutmalarını gerektiriyorsa toplumlarda bireyleri böyle yeteneklerine (istidat) göre belirli katlara yerleştiren bir mekanizmanın bu­lunması gerekir. Gerçekten böyle bir mekanizma toplumlarda çeşit çeşit kılıklara bürünmüştür. Bazen bu mekanizma okul kılığına bürünerek ye­teneklileri yeteneksizlerden ayırır, yeteneklilerin yükselmelerini kolaylaş­tırır, yeteneksizlerin de yükselmelerine engel olur. Bazen de meslek kı­lığına bürünerek bu yolda yükselmek isteyenler için gereken sınavların anlatılmasını ister Yetenekli olanlar bu çeşit güçlükleri başarıyla aşa­rak yüksek mevkilere çıkarlar; yeteneksizler, sersemler de aşağı düzey­lerde kalırlar. Ceza kurumları da bu toplumsal ayıklama (selection) mekanizmasının başka bir biçimidir.

Toplum hayatına layık olmayan suçlu­ları toplumdan uzaklaştırarak toplumsal ayıklamaya yardım eder.İşte bu türden olan toplumsal ayıklama doğal ayıklamanın özel bir biçiminden başka bir şey değildir. Bireyler eşit yaradılışta olmadıkları için böyle bir ayıklama zorunludur. Sonra ayıklamalar toplumlar için çok yararlıdır. Çünkü yeteneklileri yeteneksizlerden ayırmaya ve herkese, yetenek derecesine uygun mevkiler vermeye yarar. Kısacası Ammon’a göre toplumsal katların varlığı insanın biyolojik yapısına uygundur ve toplumlara birçok yararı dokunur. Ammon toplumsal katların toplum üze­rindeki yararlı etkilerini şu temellerde toplar:

1. Aristokrasinin aşağı sınıflarla evlenmelerine engel olur. Böylece toplumlara çok sayıda dahi yetiştirmek olanağını hazırlar.

2. Yüksek yaratılışta olan aristokrat çocuklarını aşağı sınıfların kö­tü huylarından kurtarır. Yetkisizlerin yüksek katlara yükselme­lerine engelolur.

3. Yüksek sınıfların zihin ödevlerini iyice yapabilmeleri için gere­ken maddi konforu sağlar. Yüksek sınıfa bağlı olanların iyi bes­lenmeye, iyi havaya, daha bunlara benzer birçok araçlara ihti­yaçları vardır. Oysa aşağı sınıfların gördükleri kaba işler için böyle şeyler pek gerekli değildir.

4. Yüksek sınıfların ayrıcalıkları (imtiyaz), aşağı sınıftaki yetkili insanların yükselme isteklerini kırbaçlar.

Bütün bu anlatılanlar gösteriyor ki Ammon’a göre toplumsal katların meydana gelmesi ve zenginliğin bireyler arasında eşit olarak dağılma­ması, son derecede yararlı ve zorunludur. Ona göre bir toplumda zen­ginlikle zekânın dağılması arasında sıkı bir bağ vardır. Kısası Ammon’a göre toplumsal düzen o kadar güzel, o kadar eşsizdir ki bir insanın düşü­nerek taşınarak ortaya koyacağı bir sistem bundan daha yetkin olamaz.

Bundan sonra Ammon toplumsal katların meydana gelmesinde ırkın önemini anlatmaya çalışır. Tarih verilerine, antropometrik verilere dayanarak yüksek sınıfların Aryalardan, aşağı sınıfların da brakisefallerden meydana geldiğini ileri sürer.

Ammon’un şimdiye kadar çok iyimser fikirlere sahip olduğunu, mev­cut toplumsal düzenin kendisine göre son derecede yetkin olduğunu gör­dük. Ama Ammon’un gelecek üzerine fikirleri hiç de iyimser değildir. Kendisine göre toplumlarda Arya oranı günden güne azalmaktadır. Ör­neğin 19′uncu yüzyılın sonlarında Bade’de bu ırk genel nüfusun ancak % 1,45′ini meydana getirmektedir. Onun için bu ırkı kurtarmak gerekir, elden gelen her şey yapılmalıdır. Ammon bu noktada De Lapouge gibi insanlığın geleceğini hiç de iyi görmez.

İşte böylece Ammon’un yapıtının bir özetini verdik. Yapıtının ikinci bölümü daha çok propagandaya ayrılmıştır. Ammon yapıtının bu bölü­münde sosyalizmin, eşitliğin ve bunlara benzer diğer kuramların birer eleştirmesini yapmaktadır.


1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
Henüz oy verilmemiş.
Loading ... Loading ...


YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ...

  1. (gerekli)
  2. (geçerli bir e-posta adresi gerekli)
  3. (gerekli)
  4. Gönder
 

gezgin iletişim formu